8 Ekim 2011 Cumartesi

Haluk Bilginer Röportajı

Yavuz Şahin Başar:tiyatro hayatınıza ilk nasıl girdi ?

Haluk Bilginer:izmir'de.lise yıllarında,bi gazetenin açmış oldugu yarısmada en iyi erkek oyuncu seçildim.onra izmir devlet tiyatrosu beni davet etti,orda oynadım..öyle başladım.

YŞB:bu en iyi erkek oyuncu seçildiğinizde ki oynadıgınız tiyatro türü neydi neyi serilemiştiniz ?

HB:okul oyunuydu.nikah kağıdı

YŞB:sizi ilk oyunculuğa kim teşvik etti ?

HB: hayır hiç kimse teşvik etmedi Yavuzcum,ben kendim oyuncu olmak istedim.

YŞB:eğitiminizden sonra 1977'de londraya gidiyorsunuz,nasıl gidebildiniz,fikir aldıgınız insanlar oldumu ?

HB:Yok hayır,ben hep gitmek istiyordum zaten,Türkiye'nin yetmiceğini biliyordum,Türkiye yetmez derken,İngilterede yetmez tek başına,Amerika'da yetmez,ömür yetmez..ancak Türkiyenin dışındada eğitim almak için ben hep gitmek istiyordum.
YŞB :londrada indiniz ve sırtınızda çantanız..ne yaptınız nerde kaldınız ?

HB: okula kayıt olmuştum zaten,bir ailenin yanında kaldım.önce ingilizce okudum sekiz ay..

YŞB :dil konusunda birikiminiz varmıydı gittiğinizde ?

HB :vardı ancak okul ingilizcesi.hangi okulda olursa olsun Türkiyede yeterli değil dil eğitimi.yabancı dilde eğitim zaten başlı başına bir skandaldır.burda o yabancı dilide öğretmezler size,kendi dilinizi unuttururlar sadece.hiçbir dil bilmeden mezun olursunuz.onun için gittiğimde öncelikle ingilizceyi dogru düzgün ogrenmeye çalıştım.sonrada Londra Akademisine girdim ve orda okudum..bana iş teklif ettiler kaldım.92 senesine kadar orada kaldım.

YŞB : sizin geçmişinizden bahsederken aklıma dario moreno geldi.dario'da ilk uçağa bindiğinde yabancı dili ve cebinde parası yokmuş,ve daha sonra dünyaya hitap eden bir yıldız olmuş.

HB : evet.benzer yonlerim çokmuş düşündüğümde.izmirlidir dario morenoda.

YŞB : İngilterede bir müzikal de sesinizi dinleme fırsatı buldum bir tv programında,benim düşüncem mükemmel bir hakimiyet,mükemmel bir sesti dinlediğim.Türkiyede neden müzikal yapmıyorsunuz ?

HB : ülkemizde böyle bir müzikal geleneği yok.bazen deneniyor böyle şeyler tabi ama olmuyor,geleneğimizde yok.insanlar benimseyemiyor.doksan bir yılında bizde yaptık,biz de kankardeşlerin müzikalini oynadık,ancak dediğim gbi bir yabancı formattır müzikal .Amerika ve İngiltere kökenli bir format.bizde genelde evita müzikali yapıldı türkiyede ancak bunların hepsi yabancı müzikallerdi,ingiliz kökenli idi.çok fazla bizim olmayan bişi oldugu için tr'de yerine oturmuyor.

YŞB : bu sorudan çok sıkıldıgınız hatta soru olarak kabul etmediğinizi biliyorum.sorum Atatürk hakkında..

HB : sakın nasıl bir duyguydu deme...

YŞB :haha hayır..

HB : o duygunun bir cevabı yok..

YŞB: AKM de dört yıl Atatürk rolu oynamıs biri olarak soruyorum.İnsanlara tiyatro okuyorum ya da tiyatrocuyum dediğinizde insanlar size umutsuz bir vakka gibi bakıyor.ancak atatürk rolu oynuyorum dediğinizde ise bütün ilgi odak sizde toplanıyor.sizdede buna benzer bişi yaşandı.atatürk rolunuzden sonra çok daha önplana çıktınız,roportaj istekleriniz çoğalıp daha fazla sizden fikir almak istendi.bunun nedeni nedir sizce bir özlem mi ?

HB :röntgencilik...Atatürkü nasıl oynadı ! başka hiç bişi değil.Ataturkü oynamak nasıl bir duyguydu sorusunun cevabı ne olabilir ? ne olcak ki..makyaj yaptılar oynadım..

YŞB : Atatürkün yerine koymaya bağdaştırmaya çalışıldı..?

H:bizde hamaset çok önemli bir duygu.biz hamaseti ve sloganı çok seviyoruz.hayır ne oluyo ki atatürkü oynayınca.size ne oldu ? sabah farklımı kalktınız ? ama biz kutsallaştırmayı ve hamaseti çok severiz.yoksa hiçbir nedeni yok.Atatürkü oynamakla amheti mehmeti oynamanın hiçbir farkı yokki..bir rol o.

Y: devamlı soylediğiniz birşey var..İngilterede futbol seyircisinden çok daha fazladır orda tiyatro seyircisi ? bunun nedeni ne peki..eğitimden mi,sosyolojik gelişimi bu yonde oldugu içinmi,yaşam felsefesimi ? nedir ?

H: evet boyle bir istatiksel gerçek var.eğitim ve kültürle alakalı,şimdi türkiyede delinin biri çıksa deseki tiyatroyu yasaklıyorum..kaç kişi ses çıkarır sizce ? hiç bişi olmaz,bi kaç tane tiyatrocu yürür ankaraya o kadar.İngilterede böyle bir şey yapsanız söyleyeni tımarhaneye atarlar.

Y: bu bize kasıtlımı yapılıyor o zaman ?

H : tabiki..toplumu cahil bırakmazsanız yönetemezsiniz ki...cahil toplum lazım yönetmek için.diğer türlü toplumu yönetemez işsiz kalırlar.cahil olacaklar ki koyun gibi güdebilesiniz.

Y: Tiyatral açıdan çok önemli oldugunu düşündüğüm bir soru sorucam.Türkiyedeki ödül törenlerine siz ve kadronuz katılmıyor,nedeni nedir ?

H: hiç inandırıcı değil.çok yapay birşey çok plastik çok naylon birşey.geçenlerde bir ödül töreni hakkında yazı okuyorum,seçici kurul ve ödül alan aynı kişiler.bu bir skandal değil mi ! bu skandalı ben dile getirsem tiyatrocular birbirlerini çekemiyor diyecekler,ama bu gazeteci işi,niye yazmazlar !

Y: çok hoşuma giden bir demeciniz var bu konuyla ilgili..''diyarbakırdaki tiyatrocu neden bu ödüllerden alamıyo,ozaman bunun adı istanbul ödül törenleri olsun '' demiştiniz.

H : evet.neden trabzondaki,vandaki,amasyadaki tiyatrocular ödül alamıyo..ozaman bunun adına istanbul törenleri diyin,körler sağırlar birbirini ağırlasın ne haliniz varsa görün.bunlar hep gösterişten,bakın biz sanata nasıl önem veriyoruz dışa vurumundan başka birşey değil.

Y: belkide daha ticari düşünüp reklam kampanyasına dönüyordur..

H: reklam da değil.ne oluyo ? o tiyatronun salonlarımı doluyo..ama olmuyo ki birşey.ben ödüllere girmiyorum ama salonlarım aylarca dolu.ne oldu..demek hiçbir faydası yok.kendilerini eğlendiriyorlar sadece.kokteyllere gidiyorlar ellerinde içkiler,sorsan sanata ve sanatçıya destek oluyoruz.içki reklamı serbest olsa sanat senin umurunda olur mu eey efes !! içki reklamı serbest olsa tvlerde sen tiyatroya para verirmisin efes..ödüllü yarışma düzenlermisin.düzenlemezsin.

Y: devlet tiyatrosu ile özel tiyatroyu birbirinden ayırma mantıgı nedir ?

H: devletin tiyatrosunun olması tuhaflıktan öte bir skandaldır.herkes dünyada devlet tiyatrosu var zanneder,türkiye dışında hiçbir ülkede yoktur.ulusal tiyatro vardır her ülkede.ama ülkemizde ulusal tiyatro yoktur.devletin yönettiği tiyatro olabilir mi ? devlet tiyatronun başına müdür atayabilir mi ? nasıl tiyatro yapıcak..çnkü tiyatro her sanat dalında oldugu gibi muhaliftir.devletin tiyatrosu olunca nasıl muhalif olucaksınız devlete ?olamazsınız ki ..devletten alıyosunuz maaşınızı.nasıl muhalefet yapıcaksınız.yani sanatın özüne aykırı birşey.o zaman devlet ressamıda olması lazım.devlet ressamı ne resmi yapıcak ? devlet savaş resmi isticek,sen anti savaş resmi yapamazsın.nasıl olucak o iş..sanata aykırı bi kere.devlet tiyatrosunun derhal lav edilmesi lazım.ulusal tiyatro kurulmak kaadiyle.herkesin kovulması lazım devlet tiyatrosundan.

Y:ülkemizde sanat ve siyaset aynı kefeye konmaya başladı ?

H : aman aman onlar sanata karışmasın.siyasetçiler sanata hiç bulaşmasın.

Y:levent kırca üsküdardan aday oldu biliyosunuz..ben çok mizahi buldum yaklaşımlarını..

H: sanatla siyaset yanyana yürümeyen birşeydir.siyasetin amacı iktidardır.sanatçının amacı muhalefettir.asla buluşamazlar ki.çelişen iki şeydir.siyasetle mutlaka ilgilenmek zorundasınız.ilgilenmek başka birşey,ama ben başbakan olmak istiyorum dersem ben oyunculuk yapmamam ki.

Y: sanatsal anlamda üretim ve yaratıcılık sorunu,stresi yaşadıgınızda ki sanatçı bu sendromları çok sık yaşar,bu durumdan nasıl kurtuluyorsunuz ?





H: bu sevişirkende başınıza gelebilir.sadece sanatla ilgili değil.sevişirkende canınız istemeyebilir o an.ama o canınızın isteyebileceği dinamikleri harekete geçirmeniz gerekiyor.eğer ben oyuncuysam,seviyorsam o bir beceridir artık.böyle tiyatroyu bulutlar üzerinde,acayip yaratıklar,insana benzemeyen yaratıklar olarak göstermeler bunların hepsi yalan,dolan.hani derler ya ''ay ben rolumun çok etkisinde kalıyorum''bunu soyleyen bilin ki yalancı..adi yalancı hemde.ya da ruh hastası.derhal hastaneye yatması lazım yazık yakınlarına yazık.peki niye bu yalanı soyluyorlar !kendilerine ve becerilerine olan güvensizlikten.yaptıkları işi başka bir yere oturmak istiyorlar ki herkes vaay desin..ayıp..vaay elektrikçi diyomuyuz,vaay marangoz diyomuyuz,vaay bakkal..peki neden vaay tiyatrocu diyoruz ? tiyatroyu ya da oyunculuk yapmayı kutsallaştırmak niye.bi eksikliğin mi var,birşeyimi beceremiyorsun da slogan atıyorsun. zaten becerilemeyen şeyleri dikkat bir et slogan eklenir.beceri bir eksikliktir.
Y: Yurtdışında da çalışmış bir sanatçı olaraktan Türkiyede ne noktadada sinema ?
H:
sinema türkiyede sektör niyetine çalışıyor sinema artık para kazanan bir sektör haline gelmeye başladı ve yatarımcılar sinemaya para yatırmanın eyer tutarsa akıllı bir iş oldugunu görmeye başladılar yani 1milyon dolar yatırırsanız 10milyon dolar kazanabiliceğizi görüyorsunuz artık para kazana biliyor sinemedan bu bı bakıma sinemanın gelişmesi için iyi bişiy çünkü sektör oldunu unutmamak lazım siz bişiy para harcıyorsunuz seyirciler geliyor o filmi seyrediyor ve siz para kazanıyorsunuz tekrar başka bir filme yatırıyorsunuz ve böylece bu döngü gidiyor yeni yeni filmler yapılıyor ama çok film yapılması lazım ki arada  bir iki tane usta işi şeyler çıksın yani bir tane yapılır .... çıkamaz mümkün değil 100 tane film yapılırsa belki 1 tane çıkar yani mozart viyanada tesadüfen çıkmadı bin tane 7 yaşındaki çocuk keman çalıyordu ve bir tane mozart oldu o zaman bin tanede mozart  çıkardı çıkmaz ama bin tane çocuk çaldığı için bir tane mozart çıkar hiç bir çocuk keman çalmazsa mozart da çıkmaz mozart kömürcü çırağı  olabilirdi keman çalmıyorsa o zamanlar kimse keman çalmıyordu ise kimsede al şu kemanı çalda çocuğum demediyse beş yaşında o sadece kömürcü çırağı olabilirdi mozart da olmazdı dünyada…

Y: Türkiye de ayrıca sanatın gelişimi için tiyatroda özellikle eğlence ve sanatı ayırmak gerek..
H:
o zaman gelişmi bir ülke olucaz tabi eğlence başka bişiy sanat başka bişiy eglenceyede ihtiyacımız var sanatada çok ihtiyacımız var.bunun ikisini birden gidebilirsek-yapabilirsek gelimiş toplum  olucaz.gelişmiş toplum olmamayışımızın nedeni sosyolojık ve ekonomik nedenler mesela ayda 750 liraya yaşamaya çalışan birine neden tiyatroya gitmiyorsun diye soramazsın döverler adamı niye gitsin tiyatroya ya gitmez tabi o ancak ekmek yicek kirasını ödicek falan filan ama şimdi ekonomi geliştikce ve insanlar daha çok para kazandıkça zenginleştikce o kalan parayı başka şeye harcamak istiycekler sonra kartlara bakıcaklar neye harcıyım yedim içtim kiramıda ödedim para var elimde napıyım kültür varsa altında onun altında  bir eğitim varsa  kendine bir iyilik yapmak istiycek ben neyden hoşlanırım gidip bir müzik bir konser dinliyim ya ya da bi sinemaya tiyatroya gidiyim o paramı oraya harcıyım kendisi için bir yatırımdır çünkü sanatı izlemek sanatla yakınlaşmak sizi geliştiren  dönüştüren değiştiren bişiydir buda çok lazımdır insan olabilmek için..

Y: Parasını kazanı kazandıktan sonra mı bu eksikliği hissedicek ?
H:
hayır hayır bu eksikliği hiç bir zaman hissetmicek eğer o eğitim yoksa yani 50 bin dolar kazansada o eksikliği hissetmicek tam tersi şimdi o kültür o algı değişti zaman  toplumda yetecek kadar paranın üzerinde para kazandığında sanata kazanmaya düşünecek yoksa şuanda  yanı hayatında sanatla hiç temas etmemiş bir insan lotodan 20trilyon çıksa napıcak o parayı harcamasını bilemez ki parayı kazanmak önemli değil harcamayı bilmek önemli  harcamayı bilmek içinde baya alt yapı gerekmektedir kültür gerekir birim gerekir yoksa herkes parayı kazanabilir yarın lotodan  20trılyon çıksa napıcak bu adam hiç bişiy bilmiyor yani hiç yapmamış hayatında sadece ekmeğini kazanmak çocuğunu doyurmak ve evinin kirasını ödemekle geçirmiş bir hayat pek kendinine vakit ayırmamış yani kendini kitap okumamış tiyatroya gitmemiş sinemaya gitmemiş o parayı napıcak harcamasını bilemez ki bilebilir mi sizce ne ile harcıcak o parayı sadece kendisine daha büyük bir ev alıcak çocuklarını özel okullarda okutacak ingilizce ... okuluna verecek halbuki türkçesini unuturmaya gidiyorlar oraya napcak bilemiycek soru sorması lazım parayı harcaması için bir insanın soru sormayı öğrenmesi lazım biz ne zaman doğru soru sormayı öğrencez ve yanıtını verıcez ne zaman gelişmiş bir ülke olucaz mesela kendimize şu soruyu sorcaz ,bir marangoz kensine şu soruyu sorucak benim meslektaşım Petit her yıl türkiyeye antalyaya tatile geliyor ben ne zaman Parisi göricem bu soruyu sorudugunda turkıyede duzen  degısır onun meslektası gelıyor her gün türkıyeye oda marangoz ben niye gidemiyorum benim eksiğim ne kim hala beni hala burda tutuyor nedir beni burda tutan ben parisi neden göremiyorum neden param yok paris için sordugu zaman düzen değişir bu ülkenin ama soru sormak çok önemli 

Y:Peki seyirci oyundan çıktığında zaman,kendisine hangi sormasını istiyorsunuz?
H
: seyircinin bilceği iş ben ne verdiysem onu o ne aldıysa onu benim işim mesaj vermek değil mesaj veren sanat sanat değildir sende biliyorsun ki Yavuzcum sanat mesaj vermez mesaj sanatı cok kuculten sanatı aleladeştiren cok basıtlestıren bişeyidir ben ne mesajı vermek için şunu yapıyorum ne mesajı ya  yaz bi kağıda okuyayım bari sen sanat yap sanatını göriyim resim yap resmini göriyim resimde senin kim oldugu zaten ordan belli olucaktır ben ordan gorucem salak degılım senın kım oldugun sahneye yansıycaktır senın alt yapın bırıkımın niye bunu sectın nıye bu rolu oynuyorsun nıye bole bır oyun sectın hepsı orda var zeten ben senı mesaj vermen ıcın sen ne mesajı verıyorsun defol gıt sanat yap muzık yap dınlıyım resım yap gorıyım tıyatro yap ızlıyım ıyı oyunculuk seyredeyım ıyı oyunculuk gormezsem sen mesajı allahını versen ne ıse yarar pek ıse yaramaz kotu oyuncusun mesajını falanda dınlemıyorum defol bız mesaj verıyoruz seyırcıye hep boyledır ne halınız varsa gorun once oyuncu olun cıgerımı yıyın ressam olun bakalım olabiliyormusunuz...

Y:Sanatçının egosu ile seyircinin algısı ?
H: eğer doğru bişiy sölemişse o zaten rahatlamıştır arınmıştır zaten tiyatro seyreden seyirci arınır ya aslında oyuncada arınır ama aslında oyuncu arınır çünkü oyuncu orda iki saat içinde  ruhunu besler tabi oyun oynuyorsun yani iki kişi sahneyi seyirciyle birlikte bişiy yapıyorsun biz oynuyoruz onlarda seyrediyor ortak bişey yapıyorsun seyirci olmasa tiyatro olmaz bir kanadı eksik seyircide olucak  bizde olucaz bişey yapıcaz ve biz iddalı olucaz idalı bir şekilde sahneye çıkıyoruz öyle her baba yiğindin harcı değil bu iddada şu yok ben burda iki saat çıkıcam sen beni sıkılmadan seyrediceksin sıkıldıgın an ben kötü birşey yapıyorum seni sıktım çok ağır bir idda yani iki saatin sorunlulugunu taşımak yani ikiyüz kişiye bakın şimdi ben size neler yapıcam sizde şaşırıp kalıcaksınız ben sizin tüylerinizi diken diken edicem ben sizin beyninizi kıvrımlarını soru işareti takıcam ben sizi şaşırtıcam ben sizi kendinizle ilgili başka bir yolculuğa çıkartıcam bişey anımsatıcam size tanrıdan buda büyük bir iddaa..

*Fotoğraflar için Özlem Kaya'ya teşekkürler..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder