Yavuz Şahin Başar : Çocukluk döneminizde,dadılarınızdan Janet’in sinema meraklısı olduğundan henüz okula bile başlamadan haftasonları birlikte gittiğiniz sinemalarda,müzikal filmlerle tanışmışsınız ve dünyaca ünlü sanatçıları küçük yaşta tanıma fırsatınız olmuş.İzlediğiniz ve gözlemlediğiniz bu eserlerin hayatınıza yön verdiğine inanıyormusunuz ?
Haldun Dormen : Tabiki.Janet sinema tutkunuydu.İzlediğim filmlerin o yaşta çok büyük katkıları oldu.Türk kültüründen çok Alman kültürü ile yetiştim.Yabancı dilimede çok faydalı oldu.Almanca çok iyi bildiğim için,Galatasaray’da Fransızcayı sonrasında İngilizceyi çok rahat öğrendim.
Y : Bu bağlamda bunu tecrübe edinmiş biri olarak, okul öncesinde sanat eğitiminin önemli olduğunu düşünüyormusunuz ?
HD : Bence çok önemliydi çünkü bu bağlamda alman edebiyatını da alman kültürünüde erken yaşta öğrenmiş oldum.Dadılarım çok kültürlü kadınlar değildi ama ne olursa olsun,alman çocuk hikayeleri,almanların yaşam tarzları,bazı alman aileleriyle görüşürdük bu vesileyle ve ben iki kültürde yetiştiğimi düşünüyorum.Okul öncesi sanatı tanımanın çok faydası oldu tabiki..Yani dünyanın Türkiye’den ibaret olmadığını anladım genç yaşımda.
Y : İlk izlediğiniz tiyatro oyunu Othello imiş.Bu oyunun hayatınızda ki önemi nedir ?
HD : İlk izlediğim oyun galiba Othello’ydu ancak ondan önceleri çocuk oyunlarına götürmüşlerdi beni.O zamanlar şehir tiyatrolarının çocuk oyunlarında çok ünlü oyuncular oynarlardı.Othello’ya gelince,beni çok etkiledi.Prodüksiyonu çok etkiledi.W. shakespeare oldugunu bilmeden,hikaye beni çok etkiledi.oyuncular beni çok etkiledi Cahide Sonku inanılmaz etkiledi,(sonrasında birlikte oynadım Cahide sonku ile). bir yerde hiç unutmuyorum dekorda bulutların bir yerden bir yere gitmesi beni çok etkiledi.
Y : Robert Kolejine babanızın iş alanında kendisine yardım ediceğinizi düşünerek sizi yazdırmış.Sizde kabul etmişsiniz,ancak ingilizce öğrenip Amerikada tiyatro okumak için.
HD : İlk önce Galatasaray’a gittim.ilkokul arkadaşlarım GS’a gittiği için.dört yıl galatasarayda okudum fransızca eğitimi alarak.oradan mezun olmadan son yılda babam ingilizce öğrenmemi istedi Yavuzcum,aynen söylediğin gibi iş alanında yardımcı olabilmem için.Bende artık ozamanlar da sanatçı olmaya karar vermiştim Amerikaya giderim orada eğitim alırım diye düşünüyordum bende o fikrimi gerçekleştirmek için kabul ettim ve koleje gittim.Kolej benim hayatımda dönüm noktası oldu çünkü orada sahneye çıkmaya başladım.Galatasaray da da çıkmıştım ancak çok az.Kolejde bir tiyatro hayatı vardı,klupler vardı bir sürü oyun sahneleniyordu.
Y : Sonrasında ise Yale Üniversitesine ailenizden gizlice başvurdunuz.
HD: Başvurdum çünkü orada iki tane Türk oturuyordu.Tunç Yalman ile Şirin Devrim..Tanımıyordum ancak kolejde ben ikinci yılımda iken onlar son sınıftaydılar.Onların orada olduğunu biliyordum ve Amerikalı hocalardan yaptığım araştırmalarda, o senelerde Yale Üniversitesinin dışında da tiyatro adına çok ciddi okullar yoktu.Tek tiyatro okulu Yale idi ozaman.
Y: Girmesi zor olsa gerek ?
HD: Değil,çok kolaydı.Kolay oldu.Sağolsun iki tane Amerikan hocalarım çok destek oldular,ben parlak bir öğrenci değildim kolejde,tiyatro,edebiyat dışında..diğer derslerim berbattı ancak yine de beni aldılar.hemen kabul ettiler..Şimdi olsa çok zor tabiki.
Y : Babanız tiyatro seçiminize karşıymış ?
HD : O şöyle Yavuzcum,babam karşı olmadı hiç.Babam iş gereği Amerikadaydı mektupla bildirdim suratına söyleyemedim çünkü.Kolejin son sınıfındaydım artık bir sene sonra gitmeliydim.Bütün mahalle,bütün akrabalar herkes biliyordu bir tek annem ile babam bilmiyordu.Hatta kız kardeşim Güler hep yüreğine indiriceksin babamızın diyordu ancak ben kararlıydım ve yazdım ve heyecanla babamdan cevap beklemeye başladım ne olcak ne olucak acaba diye .Müthiş bir mektup geldi ve çok medeni bir adamın mektubu geldi.Madem sen kararlısın ve böyle bir şey yapmak istiyorsun benimde görevim sana yardım etmektir ancak bana söz ver en iyisi olucaksın ve en iyi şekilde eğitileceksin.Benimde zaten isteğim buydu.Babam Kıbrıslıdır.Kıbrısta babam İngiliz okuluna giderken bir tiyatro oyununda oynamış büyükbabam istememiş.
Y : Ozamanlar sanatçı olunmasını desteklemiyor istemiyordu galiba aileler ?
HD: Bilmiyorum ki. Babam medeni bir insandı belki içinden üzüldü ama bana belli etmedi.
Y : Daha sonra aileniz tamamı ile destek verdi sanırım.
HD : Destek verdi evet,hatta birkaç kere tiyatroya yardım etti.Tiyatro müşkül durumda olduğu zamanlarda yardımını esirgemedi.Annemle birlikte oyunlarıma geldiler.Akrabalarımızı,arkadaşlarını,yakın dostlarını hep getirdi.Sonra da o ailenin tiyatrocu oğlu oldum.
Y : Muhsin Ertuğrul ile birbuçuk yıl çalışmısınız.İlk tanışmanız nasıl oldu ?
HD : Ben Amerikada iken planlarımı yapmıştım.Dedim ki kendime Muhsin Ertuğrul ile tanışayım birde üstüne tiyatrosuna gireyim.Gazete de takip ediyordum zaten.Sadri Alışık’lar,Münir Özkul’lar o zamanlarda çok başarılar kazanıyorlar,genç parlak bir tiyatro da Muhsin Ertuğrulda tiyatronun başında.Yapı ve Kredi bankasının desteği ile olan bir tiyatro.Tuhaftır ki şuan aynı bankanın sanat danışmanıyım.Bir dostumun babası şehir tiyatrosunda idi ve Muhsin Ertuğrul’u tanıyordu.Beraberde çalışıyorlardı.Onun vasıtasıyla ben bu yaz Türkiye’ye geliyorum ve Muhsin Ertuğrul ile bana randevu alın dedim.21 yaşlarındaydım ve bana randevu aldılar ve geldim Dragos ta ki evine götürdüler.Ben tabii heyecan içinde gittim.Kapı açıldı,çok sempatik bir adam ve beni paşam diye karşıladı.O karşılaması beni çok rahatlattı.Ben sizinle çalışmak istiyorum ancak ben iki sene daha Amerikadayım dedim.O da tamam,gel yerin hazır dedi.Sohbetimiz bitince ben tekrar Amerikaya döndüm.İlk seneden sonra ki iki sene Hollywood’da oynadım.Mezun olduktan sonra bir sene daha New York’ta kaldım,eğitimde eksikliklerimi tamamlamak istiyordum,biraz da Pariste kaldım sonra döndüm.Hemen küçük sahneye girdim,her provaya gittim.Dünkü çocuk diye bir oyun sahneye koyuyorlardı;Sadri Alışık,Münir Özkul ve Heyecan Başaran.Heyecan Başaran müthiş bir başrol ortaya koyuyordu ve maalesef Türk tiyatrosunun büyük kaybıdır,evlendi ve tiyatroyu bıraktı ama gerçekten inanılmaz bir oyuncuydu.Provaları bittiğinde bizim provalarımız başlıyordu ve ilk ben cinayet var isimli oyunla başladım. Lale Oraloğlu,Sadri Alışık,rahmetli Şükran Güngör ile birlikte ben genç bir dedektifi oynuyordum.İlk Türk tiyatrosunda sahneye çıkmış oldum ve hemen cep tiyatrosu çalışmalarına başladım.Gençler geldiler tabii bende o yaşlardaydım,aralarında ; Erol Günaydın,Mümtaz Zeytinoğlu,Tuncay Önder bulanan gençler geldiler bana biz tiyatro kurduk bize yardımcı olurmusunuz dediler.Bende tamam dedim,bayıldığım şey.Onlarla da oyunlar sergilemeye başladım ve cep tiyatrosu kurduk hep beraber.Üç sene çok büyük başarılar kazandık.Küçük parmak sokağında bir binanın ikinci katında ve o kadro açılıcak olan Dormen Tiyatrosunun kadrosunu içinde barındırıyordu.1955’te zaten Dormen tiyatrosunu kurmuştum,Papaz kaçtı oyunu tiyatronun ilk oyunuydu.İlk tiyatrom Beyoğlunda ikinci açtığım tiyatro Feriköyde idi ve bu tiyatrolarla çok büyük isimler yetişti.
Y : İlk tiyatronuzu 1955’te Beyoğlunda açtınız,kapattınız.İkinci tiyatronuzu 1957’de Feriköy’de açtınız 1977 yılında ekonomik sıkıntılardan ikinci kez kapattınız ve daha sonra 1984’te açtığınız tiyatroyu tekrar ekonomik sıkıntılardan kapattınız.Bir çok isim yetiştirdiniz ve tiyatro için elinizden geleni yaptığınız halde bu yaşanan ekonomik sıkıntıları neye bağlıyorsunuz?
HD : Bunu neye bağlıyorum biliyormusun Yavuz ! Ben hesabını bilmeyen bir adamım,ben iş kafası olmayan bir insanım.Herşeyin estetik olmasını,herşeyin en iyi olmasını kendi kafama göre mükemmel olmasını istiyorum.O yüzden de hiçbir fedakarlıktan kaçınmak istemiyorum.Dediğin gibi ülkede tiyatro için elimden geleni yaptım,müdürlerimle kavga ediyordum.Hayır bu olucak diye.Ya yapma çok masraflı derlerdi,ben hayır olucak diyordum ve yaptırıyordum.Ancak herşeye değdi.Çok iyi işler yaptık.
Y : Türk seyircisine kırgınlığınız var mı ?
HD : Hiçbir kırgınlığım yok.Seyirci beni el üstünde tutuyor her zaman.Oynadığım oyunlar doluyor,ayakta alkışlıyorlar sahneye çıktığımda bu yüzden hiçbir kırgınlığım yok.Çok şey öğrendiğimi düşünüyorum,iyimser bir insan olduğum için kötü hiçbirşey düşünmüyorum.
Y:Tiyatro seyrcisi nasıl bu zamanda Türkiye’de ?
HD : Tiyatro en parlak zamanını yaşıyor bu zamanda Türkiyede.Küçük,büyük üçyüzaltmışbeş tiyatro perdesini açıyor,haftanın belli günlerinde oyun veriyor,bu çok büyük bir şey.New York’ta,Tokyo’da ve Londra’da farklı değil,hepsi bu işte ancak devamlı oynayan,bilinen belki yirmi tiyatro var.Ama geri kalan üçyüztane de içlerinde fevkalade genç oyuncularında oynadığı tiyatrolar var ve türk tiyatrosunun geleceği onlar.
Y: Tiyatro izlemek bir kültür ve bilgi birikimi sonuçta.Türkiyede bu eğitim seviyesini yeterli buluyormusunuz ?
HD : Türkiye’de olmaktan çok mutluyum,hiçbir yerde yaşamak istemiyorum.Böyle bir ülke yok. Anadoluya çok gidiyorum ben,turnelerle.Orada ki fışkırmaları görünce çok mutlu oluyorum eskiden böyle değildi.Ancak eğitim beni çok üzüyor,yeterli bulmuyorum.Genel kültür diye bir şey kalmadı.Dünyada tek bir dil var o da kültürün dili.Bugun aktör olupta Muhsin Ertuğrul’u bilmeyen var.Şaşılacak şey.Geliyor bana aktör olmak istediğini söylüyor,tiyatroya da ilgisi var Muhsin Ertuğrulun adından başka bir şey bilmiyor.Bu korkunç bir şey.Tek üzüntüm kültür eksikliği,eğitim sistemi çok baştan savma.Bunun düzeltilmesi gerekiyor.
Y: Potansiyel var mı gençlerimizde ?
HD : Baksana karşımdasın,genç ve başarılı bir adamsın, olmaz olur mu.Ülkeye gelince,Napolyon’nun bir sözü var;bırakın Çin uyusun,ancak yıllar sonra uyuduğunda karşınızda korkunç bir canavar görüceksiniz der.Çin şimdi tüm dünyaya hakim olmaya başladı.Bende diyorum ki bırakın Türkiye uyusun ancak yıllar sonra karşınızda korkunç bir canavar görüceksiniz.Çünkü herşeye rağmen belki çok iyimser bulucaklar beni ama Türkiye ekonomisiyle,sanatıyla,insanıyla müthiş bir ülke olucaktır.Ben bunu anadoluya gittiğimde hep görüyorum.
Y : Tiyatroya gidilmemesi sizce maddi bir kayıp mı yoksa üzerinde konuştuğumuz eğitim noksanlığı mı ?
HD : İstanbulda tiyatroya gidilmemesinin sebebi maddi olanaklardır.Dormen tiyatrosu seyircisi orta sınıftı,memur sınıfı,aileler gelirdi.Şimdi çok pahalılaştı orta sınıf gidemez oldu.ikincisi Tv çok daha rahat geliyor insanlara,tvlerde çok kaliteleşti dizilerimizle,filmlerimizle.Ben bile dizi izlemezdim,şimdi izliyorum.Ciddi bir rekabet.
Y: Devlet tiyatrosu olması doğru mu sizce ? Devlete bağlı bir tiyatro ne kadar muhalif olabilir ? Mantıklı mı ?
HD : Şu bakımdan mantıklı onca anadolu illerine gidiyoruz,devlet tiyatroları olmasaydı orada ki illerde tiyatro olurmuydu düşünmek lazım.İzmir gibi muhteşem bir şehirde bile tiyatro yok.Şimdi şimdi başladı gelişmeye.Ama belki sistemi değiştirmek lazım,İngiltere’dek i gibi kontratlı oyuncu alınması daha mantıklı olur.
Y: Siz kendi tiyatronuzu kurmayı neden bu kadar istediniz peki ?
HD : Kendi isteklerimi gerçekleştirmek için istedim ve bir çok şey getirmiş olduk.Önceden herkes kostumlerini kendi uydurur,bulup giyerlerdi.Hayır dedim bu sahnenin bir gardolabı olmalı,her oyunda farklı kostumler,karakterlere uygun kostumler olmalı.Bunu getirdim,tempoyu getirdim,reji anlayışını getirdim.Kendi tiyatromuda kurarken hep tiyatroya katkı sağlamak istedim.
Y : AKM nin hala açılmaması hakkında ne düşünüyorsunuz ?
HD : Çok acıyla karşılıyorum.Bence asıl ucube o.Orada duruyor hiçbirşey yapılmadan.Kültür Bakanımız ne yapılması gerekiyorsa yaptırıp açılmasını sağlamalı,İstanbulda herşey var opera binası yok olcak şey değil ki varken yok.Yokken yok değil.Çok üzülüyorum ve çok karşıyım açılmamasına.
Y: İnsanların Haldun Dormen deyince sizi ayrı bir yere ayrı bir saygınlıkla karşılamasını neye bağlıyorsunuz ?
HD : Benim insanlara duyduğum saygıya bağlıyorum.Hayatımda hiçbir zaman bir sevenimi geri çevirmedim.Bazen ilgi saatlerce sürüyor ancak hiç geri çevirmiyorum,ancak sokakta yürümek çok zor oluyor tabi,bir kişi yirmi kişi oluyor bende kıramıyorum o sebepten çok fazla dışarı çıkamıyorum.Bazen ilgi yoğunluğu olunca gelip beni kurtarıyorlar.(Gülüyor)
Bu arada müthiş sorularla geldin..Gelirken aldığın kayısılı tartta en sevdiğim tarttır.Teşekkür ederim.
Y:Ben teşekkür ederim afiyet olsun :) ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder